şakir şeyihoğlu
 
Desen; kurşunkalem, uç, pastel, kömür kalem (füzen) vs. gibi malzemelerle yapılan renkli ya da renksiz, tonlu ya da tonsuz çizgi resim olarak tanımlanabilir. Daha sade bir ifadeyle desen çizgi ile anlatımdır. Dilimizde çizgi resim olarak anlam bulmuştur. Çizginin, insanlığın ilk anlatım dillerinden biri olduğu söylenebilir. Günümüze kadar ulaşan çeşitli mağara resimlerinde de ( Bunlar yaklaşık MÖ:20.000 ile MÖ:10.000 yılları arasına tekabül eder.) Çeşitli hayvan çizimlerinin insanı şaşırtacak ustalıkla ele alındığı görülür. Figürlerin sadeleştirilmiş ama güçlü hat ve karakteristik özelliklerinin korunarak etkili bir şekilde duvarlara çizildiğini görmekteyiz.
Rölyef, Fransızcadan dilimize geçmiş bir kelimedir. dilimizde daha çok "Kabartma" olarak bilinir. Heykel sanatının bazı değerlerini yansıtır. Ancak onun kadar kendi başına bir bütün özelliği yoktur. Genellikle bir zemine bağlı olarak uygulanmaktadır. Rölyef Temelde iki türlü teknikle uygulanır
a - Yüksek Kabartma: Bir zemin üzerinde figür, motif, ya da şeklin etrafı çökertilmek suretiyle form oluşturulur.
b - Alçak Kabartma: Bir zemin üzerinde figür, motif, ya da şeklin kendisi çökertilmek suretiyle boşluk - doluluk etkisi elde edilir.Rölyef Uygulamalarında ahşap, alçı, bakır/bronz/demir gibi metaller, çamur(kil), taş Polyester ve mermer gibi malzemeler kullanılır.
Suluboya; suyla inceltilerek kâğıt üzerine tatbik edilen bir boya türüdür. Bilinen en eski boya tekniklerinden birisidir. MÖ 2000 yıllarında Mısır Resminde ilk uygulamaları görülür. Ortaçağ kitap reminde ve doğu kültürlerde de bu teknikle çalışılan resimler (minyatürler) bilinmektedir

Pastel boya;
Yağlı ve suluboyaya nispeten daha yeni boya türüdür. 15.yy da ilk örnekleri görülür. Genellikle desenlerin renklendiril mesinde kullanılmıştır. 16.ve17 yy da Avrupa?da bu boyaya ilgi artar. Pek çok sanatçı bu tekniği kullanmaya başlar, Ancak 18.yy da ayrı bir teknik olarak önem kazanmaya başlar. Bir dönem önemini kaybetmesine rağmen bilhassa Degas?ın eserleriyle tekrar canlanmıştır. Pastel boya günümüzdeki haliyle kullanımı yaklaşık 200 yıl önceye gider..
Bu malzemelerin hepsinin kendine özgü yapıları vardır ve hepsinde rölyefi oluşturmak için ayrı metotlar uygulamak gerekir. Günümüze ulaşan (tarihi/belgesel ve sanatsal) örneklerden de anlayacağımız gibi çok eski çağlardan beri bilinen ve çokça uygulanan bir tekniktir. Resimle heykel arasında bir yorumdur ve iki etkinliğinde bazı özeliklerinden faydalanarak kendi değerlerini oluşturur. Tarihten günümüze çok farklı konularda ve alanlarda uygulamaları karşımıza çıkan rölyef, hemen hemen tüm kültürlerde uygulama alanı bulmuştur. Bazen Sümer Stellerinde bazen Yunan tapınaklarında Yunan, Mısır, Pers, Roma ve Türk Sanatında ilginç uygulamalarına rastlarız. Çok hafifçizgisel ifadelerden yine çok hafif kabartmalara, oradan da heykeli çağrıştıran çok yüksek kabartma uygulamalarına kadar zengin bir yorum yelpazesi oluşturarak karşımıza çıkar.
Yağlıboya çok eski çağlardan beri bilinen bir boya türüdür. Ancak ilk kullanıldığı alan resimle pek bağlantılı olmamıştır. Gemilerin suyla temas eden alt kısmını boyamada kullanılıyordu. Resimde yağlıboyanın kullanılması çok geç dönemlerde gerçekleşmiştir. İlk çalışmalar toprak boya ile duvarlara işleniyordu Burada da farklı teknikler uygulanmaktaydı. Yaş ve kuru sıva üzerine tatbik etmek gibi
Özde boşluk - doluluk uygulamalarıyla, ışık - gölge etkisini oluşturarakkendini gösterir.Renkli uygulamaları da ele alınmıştır. Bazan bir resimin belirli bölümleri kabartılarak etki arttırılmaya çalışılmış. Bazan da bir heykel le birlikte ele alınarak kullanılma yoluna gidilmiştir. Rölyef, günümüz modern dünyada da önemini koruyarak sanat etkinliklerinin vazgeçilemeyen bir dalı olarak varlığını devam ettirmektedir.

Fotoğraf ; Işığın görüntüye dönüştüğü sihirli süreçtir fotoğraf. Bu günkü haliyle fotoğrafı 19. yy dan itibaren (1830 lu yıllarda kimyasal maddelerin ışığa tepki verip kararması bu alanda önemli bir nokta olmuştur) tanısak ta, esasen  fotoğrafın oluşum sürecinin benzeri orta çağdan itibaren sanatçılar arasında değerlendiriliyordu. O görkemli Amsterdam, Paris, Roma veya Venedik tablolarının arkasında ilkel bir kamera kavramı yer almaktaydı. Bir at arabasının ışıktan yalıtılarak üzerine eklenmiş ayna ve mercek düzeneğiyle görüntü arabanın içinde masa başında oturan ressamın eskizine düşüyordu. Ressam büyük sabır ve titizlikle bu gün hayranlık duyduğumuz o görkemli tabloların temelini bu teknikle atıyordu. Zaten işin esprisi her şeyin karanlık bir ortamda gerçekleşmesi idi. Ancak o bozulmadan günümüze kadar ulaşan bu kentlerin benzer açılardan çekilmiş fotoğraflarıyla bu gerçek belgelenmiştir.( Küresel optik yapısının deformasyonu bu tablolarda da yer almaktaydı. Oysa ressam kendi çıplak gözle bakarak çalışsaydı göz bu hatayı düzelteceği için eğrilme ve bükülmeler olmayacaktı. ) Mercekler çok eski çağlardan beri biliniyordu. Cam bugünkü mükemmelliğiyle işlenememiş olsa da gözlük, mercek, dürbün vs yapılabiliyordu. Görüntünün kalıcı hale gelmesi 19 yy. dan önce ressamların marifetine sonrasında ise kimyasal maddelerin kalitesine bağlı olarak sağlanabilmiştir. 
 
 
 
ana sayfaya dön