Fotoğraf nereye koşuyor....
Işığın görüntüye dönüştüğü sihirli süreçtir fotoğraf. Bu günkü haliyle fotoğrafı 19. yy dan itibaren (1830 lu yıllarda kimyasal maddelerin ışığa tepki verip kararması bu alanda önemli bir nokta olmuştur) tanısak ta, esasen fotoğrafın oluşum sürecinin benzeri orta çağdan itibaren sanatçılar arasında değerlendiriliyordu. O görkemli Amsterdam, Paris, Roma veya Venedik tablolarının arkasında ilkel bir kamera kavramı yer almaktaydı. Bir at arabasının ışıktan yalıtılarak üzerine eklenmiş ayna ve mercek düzeneğiyle görüntü arabanın içinde masa başında oturan ressamın eskizine düşüyordu. Ressam büyük sabır ve titizlikle bu gün hayranlık duyduğumuz o görkemli tabloların temelini bu teknikle atıyordu. Zaten işin esprisi her şeyin karanlık bir ortamda gerçekleşmesi idi. Ancak o bozulmadan günümüze kadar ulaşan bu kentlerin benzer açılardan çekilmiş fotoğraflarıyla bu gerçek belgelenmiştir.( Küresel optik yapısının deformasyonu bu tablolarda da yer almaktaydı. Oysa ressam kendi çıplak gözle bakarak çalışsaydı göz bu hatayı düzelteceği için eğrilme ve bükülmeler olmayacaktı. ) Mercekler çok eski çağlardan beri biliniyordu. Cam bugünkü mükemmelliğiyle işlenememiş olsa da gözlük, mercek, dürbün vs yapılabiliyordu. Görüntünün kalıcı hale gelmesi 19 yy. dan önce ressamların marifetine sonrasında ise kimyasal maddelerin kalitesine bağlı olarak sağlanabilmiştir. İcadından sonra Resim dünyasında fırtınalar koparan, tahtları sarsan fotoğraf ilk zamanlarında çok ağır ve zahmetliydi ve yine ayrıcalıklı zümreyi ilgilendiriyordu. Zamanla Kodak firmasının da katkılarıyla kolay taşınabilir, Film değiştirilebilen makineler üretilmeye başlandı. Aynı zamanda makinenin boyutları da küçüldü ve ilk örneklerinin aksine çok kolay taşınabilir oldu. Tüm dünyada büyük ilgi gören fotoğraf bizim toplumumuza da yabancılar ve yabancı uyruklu Osmanlı vatandaşları sayesinde ulaşmıştır.Kısa zamanda saray ve çevresinde taraftar bulmuş, zamanla teknolojinin ve ekonominin gelişmesiyle hemen her eve girmiştir. 80li yıllardan sonra fotoğraf teknolojisinde Analog/Digital kavramları konuşulmaya başlanmış, 1998 yılından sonrada birçok fotoğraf stüdyosunun ocağını söndüren acı süreç başlamıştır. Dünya genelinde mantar gibi çoğalan fotoğraf makineleri artık film kullanmıyor, anında sonucu gösterebiliyor. Fotoğraf çeken kişi sınırlı sayıda görüntüye mahkûm olmuyor, gibi görülüyor.İşin doğrusu pekte ustalık gerekmiyor. Teknolojiye bağlı olarak bilgisayar yazılımlarıyla da desteklenen fotoğraf çok yaygınlaşmış ve günlük yaşamda vazgeçilmez bir konuma gelmiştirAncak işin sihri de kaçmıştır. Artık fotoğraf çekmek, fotoğrafla ilgilenmek kişiye bir ayrıcalık sağlamamaktadır. Teknoloji sınır tanımıyor. Ancak insani olan insanı anlatan detaylarında sonunu getiriyor. 1980 li yıllarda müzik piyasasında başlayan tartışma 2000li yıllarda fotoğraf dünyasında da kendini göstermiş ancak bu konu sonuçlandırılamamıştır. Birçok yol ayırımında olduğu gibi teknoloji yine kazanan olacak gibi görülüyor. |